Abayı Yakmak

Eski tekkelerin o huzurlu mimarisi içinde, kış aylarında hayat dershanenin harlı ocağı etrafında şekillenirdi. Burada hem iktisat yapılır hem de mürşidin sohbetinden uzun saatler istifade edilirdi.

Yine böyle soğuk bir kış gecesinde, yün abalarına bürünmüş dervişler halka olup şeyh efendiyi dinlemeye koyulmuşlar. Efendi hazretleri coştukça anlatmış, anlattıkça dervişlerin gönüllerini coşturmuş. Sohbetin demiyle dervişler adeta kendilerinden geçmişler.

O sırada, ocağa sırtı dönük oturan dervişlerden birinin abasına bir ateş sıçramış ve kumaş alttan alta tütmeye başlamış. Ancak dervişin sıcaklığı hissettiği falan yokmuş. Çünkü içindeki ilahi aşkın ateşi, dışarıdaki ocağın harını çoktan bastırmış. Pir aşkına, Hak aşkına sessizce yanmaya devam ediyormuş.

Nihayet şeyh efendi yükselen dumanı fark edip müridini uyarmış ve onu yanmaktan kurtarmış. Arkadaşları arasında mahcup olmasın diye de onu diğerlerine "gerçek Hak âşığı" olarak tanıtmış. İşte bugün halk arasında kullanılan bu deyim, o dumanlı gecenin ve o derin aşkın bir yadigârıdır.

💡 Deyimin Anlamı

Birine aşırı bir biçimde gönül vermek, tutulmak, çok fazla âşık olmak anlamında kullanılır.