Yalı Kazığı Gibi
Eski İstanbul’da Boğaz’ın kıyısına yalılar inşa edilirken bu görkemli yapıların dalgalara ve akıntıya karşı ayakta kalabilmesi için denizin içine devasa, kalın ve çok dayanıklı kazıklar çakılırdı. Bu kazıklar, yalının temelini suyun üzerinde tutan gizli kahramanlardı.
Bir gün, Boğaz'daki ünlü yalıların birinde büyük bir davet verilir. Davete katılanlar arasında, çok şık giyinmiş, uzun boylu ve oldukça cüsseli bir beyefendi vardır. Bu beyefendi, gecenin başından sonuna kadar salonun ortasında, hiçbir işe karışmadan, kimseyle pek sohbet etmeden ve elindeki bardağı bile kıpırdatmadan öylece dikilir.
Davetlilerden biri, bu adamın saatlerce kımıldamadan durduğunu fark eder ve yanındakine fısıldar: "Yahu şu beyefendiye baksana, saatlerdir orada dikiliyor."
Diğeri gülümseyerek cevap verir: "Boş ver onu, o tam bir yalı kazığı."
💡 Deyimin Anlamı
Genellikle uzun boylu, iri kemikli, çok zayıf veya bir yerde kımıldamadan, işe karışmadan öylece dikilip duran kimseler için kullanılır.